4 Mart 2018 Pazar

Feri Peri - Blog Keşif #12



Son zamanlarda hayatımdaki aşırı derecedeki yoğunluktan dolayı blogumla pek ilgilenemiyorum. Kendi bloguma yazamadığım gibi başka blogları bile doğru düzgün okuyamıyorum. Ama fırsat buldukça da bakmadan geçmiyorum.

Tüm bu yorgunluğa ve yoğunluğa rağmen blog keşif etkinliğini devam ettiriyoruz ve nasip olursa bundan sonraki haftalarda da devam ettireceğiz, inşallah.

Etkinliğimizin 12. Haftasına geldik. Bu hafta çok keyif aldığım okurken sizlerin de çok keyif alacağınızı düşündüğüm bir söyleşi yaptık. Aslında bu zamana kadar yaptığımız tüm etkinlik yayınları çok güzeldi. Hiç birini bir diğerine üstün tutamıyorum çünkü hepsi gerçekten çok güzel (: Bundan sonrakilerin de güzel olmasını temenni ediyorum.


Bu hafta Feri Peri blogunu yani Sevgili Feride Hanım’ı konuk ettik. Kendisini bu vesileyle tanıdım. Tüm samimiyetimle, “tüm samimiyetiyle yazan, konuşan biri” olduğunu söyleyebilirim.

Samimiyetin satırlara yansıdığı bu güzel söyleşiyle sizleri baş başa bırakayım. Buyurunuz:

1- Kendinizden bahsedebilir misiniz? Feri Peri kimdir, nerede yaşar ve ne iş yapar?

Feri Peri: Öncelikle beni bloğunuzda konuk edip bu cevaplamaktan çok keyif alacağım soruların eşliğinde kendimi tanıtmamı sağladığınız için müteşekkirim…

İsmim Feride; babam babaannesini çok sevdiği ve adeta ona taptığı için onun adını koymuş bana. Hayatım boyunca sürekli bir takma ad ile çağrıldım, annem farklı seslenirdi, babam başka bir şey söylerdi. Arkadaşlarım da ismimi “Feri” olarak kısaltırdı. Sanırım bu kısaltmayı çok sevmişim ve hemen kendime benimsetmişim. “Peri” ise romanımdaki baş kadın karakterin ismi kısaltılmış hali. “Feri Peri” mahlasımın hikayesi aslında bu kadar basit ama hayatımı tanımlayan bir şey…

90 doğumlu, çocuk ruhlu, Eskişehir’in değişken havasına uyumlu olduğu gibi her yerde uyumlu, hep mutlu, yazmakla uğraşan bir insanım. Kendi kendime, evimde, bir yandan çeviri işleri ile uğraşıyor; bir yandan da henüz yeni başladığım bloggerlık maceramda yol almaya çalışıyorum…

2- Sizi tanıyan insanlar sizi nasıl tanımlar? Bahsedebilir misiniz?

Feri Peri: Özünde biraz çılgın ama bunu sadece en yakınındakilere belli eden; inatçı, gülümsemesini yüzünden düşürmeyen, estetiğe ve sanata oldukça düşkün, annesinin biriciği, ilk ve son göz ağrısıdır Feri Peri…

İnsanlar beni; kendi halinde, çalışkan, dürüst, vicdanlı ve neşeli bir kız olarak tanımlar çoğunlukla. Kırılmıyormuş gibi davranırım ama aslında kırılırım; sinirlenmemiş gibi yaparım ama aslında sinirlenirim; üzülmemiş gibi tavır alırım ama aslında üzülürüm. Sanırım bu, kendimi koruma mekanizmam. Yani içime akıtırım…

Sevmeye ve sevilmeye çok önem veririm; kendimi bir sevdirdim mi tamamdır; tüm cadılıklarımla karşımdakinin tüm sevgisini doyasıya içerim J

3- Blog açmaya ne zaman ve nasıl karar verdiniz? O süreçten bahsedebilir misiniz?

Feri Peri: Blog açmaya, içerik yazarlığı yaparken karar verdim. Bir gün düşündüm düşündüm; ben dedim niçin kendime ait bir köşede yazmıyorum, niçin başkaları için yazıyorum? Bu düşünce aklıma gelir gelmez hemen İngilizce yazılar paylaşacağım bir blog açtım. Yabancı bir diziyi bölüm bölüm inceledim, analiz ettim. Tabii çok ama çok yalnızdım, bu dünya koskocaman bir okyanustu ve ben nereye doğru kulaç atacağımı bilmiyordum.  Kulaç nedir onu dahi bilmiyordum J

İngilizce yazılar yazmayı bırakıp kendi dilimde, kendimi ifade etmeye çalıştım önceleri “Kurgu Dünyası” adını verdiğim bloğumda. Bir yandan yazıyordum, bir yandan da nasıl insanlara ulaşırım diyerek sürekli okuyordum. Ama okumak yetmiyordu; beceremedim ben bu işi sanırım, dedim. Yaz mevsimi penceremden göz kırpınca, bloggerlık macerama da bir süreliğine ara verdim…

Sonra, bu geçtiğimiz Kasım ayında bir ateş düştü içime; tekrar çılgın gibi araştırma yapmaya başladım ve kendime bir yol çizdim. O günden beri de o yolda ilerlemeye çalışıyorum ve şimdi çok mutluyum…

4- Yazdığınız Romana gelmek istiyorum. Çok merak etsem de seriyi baştan itibaren takip edemediğimi itiraf etmeliyim. “Gün Doğarmış Ay Batarken” romanınız ne tür bir roman? Okuyucuları neler bekliyor?

Feri Peri: Benim yazma sevdam; çok küçük yaşta izlediğim fantastik bir filmi hafızamda kalanlar kadarıyla, o her kız çocuğunda olan süslü püslü defterlere bir piyes olarak yazmam ile başladı. Tek çocuktum; evde çoğunlukla yalnız kalıyordum ve kendi kendime o piyesi canlandırıyordum.

Zamanla, hikayeler yazmaya başladım. Bu hikayeler tabii hep çok kısaydı. Sonra nasıl bir maceraya atıldığımı bilmeden; bir görüntü belirdi gözlerimin önünde. Sonu belliydi; ama başlangıcı benim için bir gizdi. Bu romanı ilk yazdığımda; oldukça kötü olduğunu itiraf etmeliyim. Karakter derinliği yoktu; bir sürü imla hatam vardı, sahnelerin arasında atlama vardı. Ardından üzerinden geçerek bir kez daha yazdım. Şimdi ise tekrar üzerinden geçerek bir kez daha yazıyorum bloğumda.

 Daha kaç defa yazacağım ben de merak ettim şimdi J

“Gün Doğarmış Ay Batarken” konusu adında gizli; fantastik, romantizm, gerilim ve korku ögeleri ile örülmüş; fedakar bir aşığın, bilmeceler ve engellerle dolu hikayesi… Öykü boyunca, şiirsellik ve gizem benim en sadık dostlarım; hayata dair düşüncelerimi yansıttığım satır aralarım ise en iyi sırdaşım oldu…

5- Romanınızın hedefini merak ediyorum. Blogunuzda yayınlamak için mi yazıyorsunuz yoksa yakın bir zaman sonra kitap halinde görebilecek miyiz?

Feri Peri: Önce bloğumda yayımlamak, ardından da bir kitap haline getirmek için yazıyorum. Benim bu kitapla ilgili tek hayalim; onun karanlık bir çekmecede sararıp solmaması. Koskocaman bir klasörün içinde duruyor tüm o sayfalar. Şimdilerde ise her hafta buluşuyoruz ve sayfalarını aralıyorum; hem o mutlu oluyor hem de ben hayalime bir adım daha yaklaşıyorum J

6- Dizi ve filmlerle aranızın iyi olduğu görüyoruz. Genelde hangi türde filmler/diziler izlemeyi seviyorsunuz? Nedenini açıklayabilir misiniz?

Feri Peri: Dizi ve filmlerle aram çok iyi, çok seviyorum onları. Akşam olduğunda örneğin; hemen aklıma geliyor, bir film/dizi mi izlesem diye. Özellikle yeni bir diziye ya da animeye başladıysam ve çok da hoşuma gittiyse soluk soluğa izleyip bir an önce tüketmek, sonunu öğrenmek istiyorum o hikayenin. Sonra da oturup kendi kendime konuşmaya başlıyorum. Zihnimde eleştiriyorum, değiştiriyorum, orasını burasını büküyorum. Hikayenin zayıf ve güçlü yanlarını buluyorum; yani kısacası çok uğraşıyorum onunla J

En çok; gizemli ve karakter gelişimi yoğunlukta olan filmleri/dizileri izlemeyi seviyorum. Sonunda ne olacak, nereye varacak; mantıklı bir final ile mi son bulacak diyerek gün içerisinde bile aklıma düştükleri oluyor. İrdelemeyi, araştırmayı ve yorumlamayı çok sevdiğimden sanırım.

7- En çok beğendiğiniz filmlerden birkaç tane örnek verebilir misiniz?

Feri Peri:
Wall-E, The Green Mile (Yeşil Yol), 
A Beautiful Mind (Akıl Oyunları Genel Çevirisi),
Seven (Yedi),
Selvi Boylum Al Yazmalım J

8- “Bir kitap okudum hayatımda büyük etkileri oldu” diyebileceğiniz bir kitap var mı?

Feri Peri: Çocuk ruhlu olduğumu söylemiştim değil mi? J

Hem çocuk ruhlu hem de geçmiş dönemlerde yaşamayı çok fazla arzulayan bir genç olarak bir zamanlar o Yeşilçam Filmlerinin oluşmasına katkıda bulunan masalsı kitaplara, derin bir nehire dalar gibi dalmış durumdaydım. Bu kitaplar arasında da en çok sevdiğim Muazzez Tahsin Berkand’ın “Mağrur Kadın” adlı eseri olmuştu. Klasik bir aşk kitabı olsa da, oradaki kadın karakterin kendi kendine yetebilmesine, güçlü durabilmesine, kendini telkin edebilmesine hayran olmuştum. Niçin ben de böyle güçlü bir karakter yazmıyorum dedim ve “Gün Doğarmış Ay Batarken”deki Ayperi’yi yarattım J

9- “Yazmak” sizin için neleri ifade ediyor?

Feri Peri: Öyle çok şeyi ifade ediyor ki; röportajın bu kısmına kadar göründüğü üzere, yazmaya bir başladığımda kendimi durduramıyorum. Kelimelerle oynayarak yeni anlamlar yaratmak, yeni dünyalar, kişiler, duygular yaratmak çok hoşuma gidiyor.

Yazmaya başlamadan evvel ise benim için tam bir muamma. Her seferinde bir yazamama korkusu kaplıyor içimi; başlamak, o ilk cümleyi yazmak çok zor oluyor ama bir başladıktan sonra da gerisi, güzel bir inci kolyenin cılız mı cılız ipinden, bağımsızlığını ilan eden minik ve parlak inciler gibi seriliveriyor kağıtlarımın üzerine…

10- Allah uzun ömürler versin ama ölüm hepimize bir gün gelecek. Ölmeden önce mutlaka yapmak istediğiniz şeylerden birkaç tane örnek verebilir misiniz?

Feri Peri: Mutlaka ama mutlaka dünyayı gezmek istiyorum. Görüp görebileceğim tüm yerleri görsel hafızama kaydedip anılarımda yaşatmak istiyorum. Başka başka hikayeler de yazmak istiyor ve bu defa o mekanları yaratırken gidip kültürlerini ve yerlerini görmek, daha dolu dolu yazmak istiyorum…

11- Karakalem ve yağlı boya çalışmaları yaptığınızı biliyorum. Ben de resim çizmeyi seviyorum. Sizin kadar olmasa bile bir şeyler çiziyorum (: Bu konuda bir eğitim aldınız mı yoksa kendi kendinize mi geliştirdiniz?

Feri Peri: İlkokuldan beri resim derslerim vardı elbette. Ortaokulda portre çizebilmeyi, tekniğe uygun karakalem çalışması yapabilmeyi öğrendim. Lisede yağlı boya tablolar üzerine çalıştık. Ama bir konudan eminim ki; ben kendi kendimi geliştirdim. Çok beğenilen resimlerim yüzünden ya bana haksızlık yapıldı ya da sadece öğretmenler arasında övgü malzemesi olarak kullanıldı…

Öyle ki; başka öğrenciler benim resimlerim ile ödüller kazandı…

Tabii bir öğretmenimin de bana şu şekilde bir katkısı olmuştu; daha henüz kalemle çizimini yeni tamamlamış olduğum bir tablomda, yetenekli olduğumu bildiğinden, beni yanına çağırıp, yağlı boya ile bir yüz nasıl gölgelendirilir onu göstermek istedi. Sonuç benim açımdan korkunçtu. Öğretmenin çizimimi mahvettiğini düşünerek eve gittim ve kendimce onu düzeltmeye çalışırken gölgelendirmeyi öğrendim. Ertesi gün farkı gördüğünde yine kendini övüyordu tabii o ayrı J

12- Hakkımda bölümünde “Belki bir gün yağlı boya ve karakalem çalışmalarımdan paylaşırım” diye bir ifadeniz var. O gün bugün olabilir mi? Bu etkinliğe özel olarak bir tane çalışmanızı bizimle paylaşır mısınız? (:

Tabii paylaşayım hemen şu an arkamdaki duvarda asılı olan bir tablomu J



13- Yeni blog açanlara fikir vermesi açısından sormak istiyorum. Yeni bir blog keşfettiğiniz zaman en çok nelere dikkat edersiniz?

Feri Peri: Güzel bir soru J İlk başta sitesinin açılma hızına bakıyorum. Çok yavaş açılıyorsa, eyvah diyorum J

Ardından da sırasıyla temasına, yazı fontunun şekline, büyüklüğüne, okunabilirliğine, hakkımda ve iletişim gibi sayfalarının olup olmadığına, yazılarında paylaştığı görsellerin kalitesine ve yazı ile bir bütün olup olmadığına, özgün yazıp yazmadığına, cümlelerinin uzunluğuna, kişisel fikirlerine yer verip vermediğine, yazdığı kategorilerine, yan tarafta sergilediği eklentilerine ve en son olarak da yazılarını yayımlama aralığına…

Bir de genellikle temaları zamanında çok fazla incelediğim için, temasını kendine uyarlayıp uyarlamadığına dikkat ediyorum. Kodlarıyla uğraşmış mı, yenilikler katmış mı; o blog yazarı bana bir yenilik katabilir mi, örnek teşkil edebilir mi bunlara bakıyorum.

Zaten yeni bir blog keşfettiğimde çok vakit harcıyorum o blogla göründüğü üzere J

14- Kendinize en yakın bulduğunuz renk hangisidir?

Feri Peri: Mavi J Maviyi çok severim; koyusunu, açığını, saks mavi denilenini, bebeksisini… Huzur veriyor bana, mavi renkler giydiğimde kendimi çok iyi hissediyorum. Güzel de hissettiriyor, e daha ne olsun J

15- Son olarak eklemek istediğiniz bir şeyler var mı?

Feri Peri: Son olarak; blog yazarlarına, ne olursa olsun yazmayı bırakmayın, kendiniz için yazın, demek istiyorum. Kendinizi sevin, gücünüzü bilin, bir birey olduğunuzu, yaratıcı olduğunuzu keşfedin. Yazmaktan bıkmayın; yazın, hem kendinizi hem de düzeni değiştirin!
Tekrar çok teşekkür ederim beni bu hafta böylesi güzel sorularla konuk ettiğiniz için. Hepsini de cevaplandırırken çok keyif aldım…

Güzel ve mutlu günler dilerim J

İyi Olsun: Yazının başında da belirttiğim gibi çok keyif aldığım bir söyleşi oldu. Böyle güzel ve samimi cevaplar verdiğiniz ve zaman ayırdığınız için ben çok teşekkür ederim. (: Güzel yazılarınızla ve güzel tablolarınızla uzun yıllar buralarda olmayı nasip etsin Rabbim.

Daha fazlası için buradan Feri Peri’ye ulaşabilirsiniz.

Gelecek hafta konuk edeceğimiz blog, “Annesinin Prensesi” blogu olacak, inşallah.

Huzurla ve sağlıkla kalın..

16 yorum:

  1. Gerçekten de güzel ve okunası bir söyleşi olmuş. İçten cevaplarıyla Feri Peri'yi daha yakından tanımış oldum, uzun soluklu bir blog hayatı diliyorum :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Çok teşekkür ederim, Mücahit Bey, hepimiz keyifle uzun soluklu bir şekilde, yazdıklarımızdan, yazmakla geçen günlerimizden keyif alarak sürdürürüz bu macerayı inşallah :)

      Sil
    2. İçten verilen cevaplar güzelleştiriyor söyleşiyi. (: teşekkür ederim (:

      Sil
  2. Güzel bir söyleşi olmuş. Feni Peri takip ettiğim bloglardan :)

    YanıtlaSil
  3. Bu değerli emeğiniz ve güzel sohbetiniz için ben de çok teşekkür ederim, İyi Olsun. Ben de sizi yakından tanımış oldum ve meziyetlerinize çok saygı duydum. Çok teşekkür ederim. Haftaya da çok keyifli bir röportaj olacak anlaşılan, Özlem Hanım geliyor :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Tekrar teşekkür ederim (:

      Özlem hanım da uzun zamandır bekliyor. Inşallah onunla da güzel bir söyleşi yaparız. (:

      Sil
  4. Benim de çok severek takip ettiğim blog arkadaşım, daha da yakından tanımaktan ve sanata olan düşkünlüğünü okumaktan oldukça keyif aldım. Ellerinize sağlık.
    Bu tutkunun hiç bitmeyeceği uzun ve güzel günler diliyorum.. :))
    Haftaya da çok keyif alacağımızdan eminim ;)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Çok teşekkürler (: O günleri hep birlikte görürüz inşallah.

      Haftaya da güzel olur inşallah (:

      Sil
    2. Çok teşekkür ederim sözlerin için Hertelşef :) Hep birlikte daha güzel ve mutlu günlere :)

      Sil
  5. Fericim tabloyu gerçekten cok begendim. Bence blogunda resmede fazlasıyla ağırlık vermelisin ki bizim gibi anlamayan kardeşlerimiz çatlasınlar 😂

    Ellerinize saglik cok hos olmus söylesiniz 😄

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Resim konusunda ben de aynı kanaatteyim (: Daha güzel tablolar bekliyoruz (:

      Sil
    2. Aaaa bu yanıtları yeni gördüm :) İnşallah yepyeni yaptıklarımı paylaşacağım hatta, çok teşekkür ederim :)

      Sil
  6. Söyleşiyi okuyunca Feri Peri'yle ne kadar çok ortak noktam olduğunu gördüm . Ve tablosuna bayıldımmm !

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Inşallah sıra size de gelince sizi de yakından tanırız (:

      Sil
    2. Şimdi ben de senin sıran geldiğinde yazacaklarını merak ettim çok, çok teşekkür ederim beğenin için de:)

      Sil

Yorumlarınız bizim için çok değerlidir. Lütfen yorum yapın.